Psikoloji Nedir?

Bu soruya ilk olarak klasik tanımıyla cevap vereyim: psikoloji, zihin ve davranış üzerine araştırmalar yapan bir bilim dalıdır. Bu hem çok geniş hem de çok dar bir tanım bence. Psikoloji aklınıza gelmeyecek kadar kapsamlı bir alan. Her ne kadar psikoloji deyince ilk düşündüğümüz şey psikoterapi ve patoloji olsa da bu psikolojinin sadece bir alt dalı olan klinik psikolojinin konusu. Psikolojinin diğer alt dalları birbiriyle bir şekilde alakalı olmakla ve birbirini beslemekle beraber temelde araştırdıkları şeylerle ayrışıyor: Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji, Bilişsel Psikoloji, Deneysel Psikoloji, Adli Psikoloji, Endüstriyel Psikoloji, Nöropsikoloji – Sinirbilim, Evrimsel Psikoloji, Davranışsal Genetik, Biopsikoloji, Çevre Psikolojisi, Kişilik Psikolojisi gibi alanlar psikolojinin alt dallarından bazıları. Yani bundan sonra psikoloji okuyan birine: “Mezun ol da bizi de tedavi et yavrucum, ilk hastan ben olurum valla!” demeden iki kere düşünün derim. Zira örneğin bilişsel psikoloji çalışacaksa, araştırma konuları dikkat, hafıza, algı, problem çözme, dil, düşünce süreçleri gibi şeylerdir ve bu kişiye “Nasıl görürüz?”, “Hafızama güvenebilir miyim?” ya da “Neden dejavu oluruz?” gibi sorular sormanız iki taraf için de daha yararlı olacaktır. Klinik psikolog olmak istiyorsa da dört yıl psikoloji lisansından sonra en az iki yıl klinik yüksek lisans yüksek lisansı yapmış, eğitimler ve süpervizyonlarla alanda devam etmiş olması gerekir. Bir espriyi tarihe gömmenin haklı gururuyla yazıma devam ediyorum efendim.

Nerede kalmıştık, psikoloji işte böyle de geniş ve karmaşık bir alan. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, tanımda “insan zihni ve davranışı” diye geçmiyor çünkü psikoloji sadece insan değil aynı zamanda hayvanlar üzerinde de çalışır, deneyler yapar. Pavlov’un köpeğini hatırlayın – bize klasik koşullamayı öğreten ilk deneydi. Hayvanları kullanmaktaki temel amaç yine insanı anlamak tabi. En sık kullanılan hayvanlar arasında kemirgenler -özellikle fareler ve sıçanlar- ve güvercinler yer alıyor. Maymunlar ve diğer primatlar da araştırmalarda kullanılan hayvanlardan. Tabi hayvanlarla deney yapmak hassas bir konu ve etik kuruldan geçemeyen deneyler yapılamaz (neyse ki). Etik kurul psikolojide yapmak istediğiniz her deneyden önce fikrinizi sunarak onay almanız gereken kuruldur ve etik açıdan uygun bulunmadığı takdirde deneyinizi yapamazsınız. Eskiden, yani psikolojinin ilk yıllarında bu etik mevzular tam oturmadığından (hoş günümüzde de özellikle hayvan deneyleri konusunda bazı tartışmalar var) şu an bize korkunç gelebilecek pek çok deney yapılmış hem insanlar hem hayvanlar üzerinde. Harlow’un, bebek maymunları annelerinden ayırarak bunun sonraki hayatlarını nasıl etkilediğine baktığı deney örneğin. Bu maymunların çoğu ağır psikolojik rahatsızlıklar yaşamış ve erken yaşta ölmüştür. Bir diğer örnek, Watson’ın denek olarak kullandığı bebeği korkutarak onun birçok fobi geliştirmesine neden olan Küçük Albert deneyi. Zimbardo’nun insanları mahkûm ve gardiyan olarak gruplara ayırıp davranışlarını gözlemlemek istediği, fakat işlerin çığırından çıkıp insanların ağır stres altına girdiği hatta gardiyan rolündekilerin mahkûm rolündekilere şiddet uygulamaya başladıkları meşhur hapishane deneyi de günümüzde olsa etik kuruldan geçemez ve uygulanamazdı mesela.Bu deneylerin psikoloji bilimine önemli katkıları olduğunu da belirtmeden geçmeyelim, yiğidi öldür hakkını yeme hesabı. Yalnız bu da önemli bir sorgulamayı getiriyor bence, bir şeyleri iyileştirmek adına yapılan ve “bilim” adına yapılan şeylerin kontrol dışına çıktığı anda ironik bir biçimde asıl zarar veren şeye dönüştüğünü görebilmek önemli. Hayatta her şeyde olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da eleştirel bir gözle bakabiliyor olmanın daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Böyle deyince aklıma Oppenheimer filmi geldi mesela. Atom bombası gibi korkunç bir yıkım aracı geliştirmek, geliştirebilmiş olmak, ya da yaratmış olmak meselesi silahın yaratabileceği yıkım tehlikesinin önüne geçmeli miydi gerçekten? Tek sorumlu bombayı atma emrini veren mi yoksa bu acımasızlığa kapasitesi olanın ellerine böyle bir kitle imha silahı verenin de payı var mı bu işte? Bu ve benzeri sorgulamalarla, zihninizde çağrışımlarla konuyu şimdilik noktalıyorum. Bilim ve psikolojiyle ilgili daha fazla okumak isterseniz “Bilim, İnsan ve Psikoloji: Gerçek Nerede Başlıyor?” adlı yazımı da okuyabilirsiniz.

Scroll to Top